Sultân ikinci Abdülhamîd hân “rahmetullahi teâlâ aleyh”, siyâsal bilgiler mektebini birincilikle bitireni, her sene serâya kâtib alırdı. Böylece, gençleri çalışmağa teşvîk ederdi. Kâtib seçilen Es’ad beğ “rahmetullahi teâlâ aleyh” (Hâtırât-i Abdülhamîd hân-ı sânî) kitâbında diyor ki, bir gece yarısı şifre yazdım. İmzâ için, sultânın yatak odası kapısını çaldım. Açılmadı. Bir dahâ vurdum. Yine açılmadı. Üçüncüyü vuracağım anda, kapı açıldı. Karşıma çıkan sultân, havlu ile yüzünü siliyordu. (Evlâd! Seni bekletdim. Kusûruma bakma! Dahâ birinci çalışda kalkdım. Gece yarısı, mühim bir imzâ için geldiğini anladım. Abdestsiz idim. Bu milletin hiçbir kâğıdına abdestsiz imzâ etmedim. Abdest almak için gecikdim. Oku dinliyeyim) dedi. Okudum. Besmele çekerek imzâladı ve hayrlı olsun inşâallah, dedi.
Ahmed Cevdet Paşa / Faideli Bilgiler S.442
Sultan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sultan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Şubat 2012 Salı
25 Aralık 2011 Pazar
Sultan Abdulhamid Han’ın Ruhaniyetinden İstimdad
Nerdesin şevketlim, sultan hamid han?
Feryâdım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Şu nankör milletin bak günâhına.
Tahkire yeltenen tac-ü tahtını,
Denedi bu millet kara bahtını;
Sınad-ı sillenin nerm ve sahtını,
Rahmet et sultanım suz-i âhına.
Târihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî padişâhına.
“Pâdişah hem zâlim, hem deli’ dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz ‘belî’ dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına.
Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!
Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliâma kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler, secde ettiler.
Bir asi zabitin pis külâhına.
Bugün varsa yoksa …………..,
Şöhretinde herkes fuzuli dellal;
Âlem-i mânâ’dan bak da ibret al,
Uğursuz taliin şu gümrâhına.
Haddi yok, açlıkla derde girenin,
Sehpâ-yı kazâya boyun verenin.
Lânetle anılan cebâbirenin
Bu, rahmet okuttu en küstâhına.
Çok kişiye şimdi vatan mezardır,
Herkesin belâdan nasîbi vardır,
Selâmetle eren pek bahtiyardır,
Bu şeb-i yeldânın şen sabahına.
Milliyet dâvâsı fıska büründü,
Ridâ-yı diyânet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla âsi göründü,
Hem peygamberine, hem Allâh’ına.
Sen hafiyelerle dem sürdün ancak,
Bunlar her tarafa kurdu salıncak;
Eli,yüzü kanlı bir sürü alçak,
Kemend attı dehrin mihr-u mahına.
Bu itler nedense bana salmadı,
Bahalıydı başım kimse almadı,
Seyrandan başkaca iş de kalmadı;
Gurbet ellerinin bu seyyahına.
Hoş oldu cilvesi Cumhuriyetin,
Tadı kalmamıştı Meşrutiyetin,
Deccal’a dil çalan böyle milletin,
Bundan başka çare yok ıslahına.
Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin
Âhiretten bile himmet eylersin,
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefâat kıl şâhım mededhâhına.
Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI
Şiirde geçen bazı kelimeler:
Bârîgâh: İzinle girilebilecek yüce makam.
Gümrâh: Kayıp yol, yolunu kaybetmiş.
Cebâbire: Zorbalar.
Şeb-i Yeldâ: Senenin en uzun gecesi.
Dehr: Zaman, uzun müddet, devir.
Mihr u mâh: Güneş ve ay.
Gavs-ı Ekber: Yardım eden Allah dostu, veli.
Mededhâh: Yardım isteyen.
Buhari-i Şerif
“… Memlekette bir hastalık olduğu zaman tekkede Buhârî-i Şerif, Hızb-el-Bahr okunurdu. Babam, Buhârî-i Şerif-i hususi suretde bastırmış, bütün Müslüman memleketlere, camilere hediye etmiştir..”
Ayşe Osmanoğlu/Babam Sultan Abdulhamid
Ayşe Osmanoğlu/Babam Sultan Abdulhamid
Emirgan
Sultan IV. Murad Revan seferinden dönerken Revan kalesi muhafızıEmirgûneoğlu’nu rehine olarak İstnabul’a getirmiş; Emirgan’da bir köşktahsis etmişti. Nitekim bu semtin adı oradan gelir.
Dünden Bugüne/Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Dünden Bugüne/Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
İlk Namaz
Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul’u feth ettikten sonra;
Alay bugünkü şehremini semtine gelmişti ki öğle ezanı okunmaya başladı. Bu, surlar üzerinde askerler tarafından okunan fetih ezanından sonra İstanbul’da okunan ilk ezandı. Sultan hemen atından indi, ulemadan Akşemseddin Efendi’nin imametiyle, orada, kalabalık bir cemaatle nemaz kıldı. Nemazdan sonra, seccadesinin serildiği yere bir hatıra olarak kendi adını ve süratle küçük bir camii yapılmasını emr etti. Bir kaç gün içinde temamlanan ve halk arasında Şehremini Camii adıyla anılan bu tarihi mabed, mimari bir kıymet taşımadığından ötürü fethin 500. yılına yaklaşıldığı sıralarda, İstanbul Belediyesi tarafından yıktırılıp meydancık açıldı.
Alay bugünkü şehremini semtine gelmişti ki öğle ezanı okunmaya başladı. Bu, surlar üzerinde askerler tarafından okunan fetih ezanından sonra İstanbul’da okunan ilk ezandı. Sultan hemen atından indi, ulemadan Akşemseddin Efendi’nin imametiyle, orada, kalabalık bir cemaatle nemaz kıldı. Nemazdan sonra, seccadesinin serildiği yere bir hatıra olarak kendi adını ve süratle küçük bir camii yapılmasını emr etti. Bir kaç gün içinde temamlanan ve halk arasında Şehremini Camii adıyla anılan bu tarihi mabed, mimari bir kıymet taşımadığından ötürü fethin 500. yılına yaklaşıldığı sıralarda, İstanbul Belediyesi tarafından yıktırılıp meydancık açıldı.
Osmanlı da İlk Bayrak
İlk Osmanlı bayrağı, Selçuklu Sultânı Alâeddîn tarafından Osman Gazi’ye gönderilen alemin beyaz renkte olmasından dolayı beyaz idi. Bu beyaz sancak, Osman Gazi ve Orhan Gazi zamanlarında kırmızı haip bayrağı kullanılmasına rağmen, Yavuz Sultan Selim devrine kadar muhafaza edilmiştir. Yeşil Sancak ise, Fatih devrinde padişahın gemiye bindiği zaman geminin arkasına takılmak üzere kullanılırdı. Osmanlı bayraklarına hilal konması Orhan Gazi devrinde başlamıştır. 3 hilal ise Fatih’in ilk sikkelerinde ve bundan sonraki yeşil sancaklarda kullanılmıştır.
Valide Sultan İsimlerinin Manaları
Hayme: Koruyup Kollayan
Halîme: Huyu yumuşak, sert ve hiddetli olmayan
Mâl,Mâlhun: Al yanaklı
Nilüfer: Geniş yapraklı, durgun sularda yetişen bir su bitkisi
Gülçiçek: Gül gibi taze, çiçek tazeliği taşıyan
Devlet: Kuvvet, nüfus, servet, baht
Emine: Güvenilir, inanılır, emniyetli
Hadice: Önce doğan kız çocuğu
Hümâ: Güvercin büyüklüğünde, zümrüt yeşili renkli, üzerinden geçtiği kişilere zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan kuş, devlet kuşu
Gülbahar: Bahar gülü
Ayşe: Hayat, dirilik, bolluk içinde rahat yaşayan, nasipli, rızıklı
Hafsa: Dişi arslan yavrusu, toplayan, birleştiren
Hürrem: Gönül açıcı, sevinçli, taze, şen, güler yüzlü
Nurbânu: Nurlu hanım
Safiye: Katıksız, duru, temiz, saf
Handan: Gülen, güleç, şen
Mahfirûz: Parlak ay
Mahpeyker: Ay yüzlü, parlak, güzel ve nur yüzlü
Terhan: Soylu,seçkin
Saliha: Dinine bağlı, faziletli
Dilâşûb: Gönül karıştıran
Muazzez: Saygı duyulan, saygı ile karşılanan, izzetli
Mehpâre: Ay parçası, güzel
Emetullah: Allah’ın kulu, kölesi
Râbia: Dördüncü
Gülnûş: Gül içen
Sebkatî: Geçen, ilerleyen
Şehsuvar: Usta ve cesur binici, önde giden
Mihrişah: Şahın güneşi, sevgilisi
Şermî: Utangaç, mahcup
Sineperver: Gönül seven
Nakşıdil: Gönül süsü
Bezmialem: Herkesi neşelendiren
Pertevniyâl: Işık fidanı
Şevkefzâ: Şevklendiren, neşeartıran
Tirimüjgan: Ok kirpikli
Rahîme: Merhametli
Perestû: Çok sevilen, kırlangıç (piristû)
Gülcemâl: Gül gibi, gül yüzlü
Fâtıma: Sütten çeşme, kendisi ve nesli cehennem ateşinden kesilmiş
Gülistû: Güllük, gül bahçesi (gülistân)
Valide Sultan
Valide Sultan Padişah Olan Oğlu
1- Halime Hatun Sultan Osman Gazi
2- Mâl Hatun Sultan Orhan Gazi
3- Nilüfer Hatun Sultan I. Murad Han
4- Gülçiçek Hatun Sultan Yıldırım Bayezid Han
5- Devlet Hatun Çelebi Sultan Mehmed Han
6- Emine Hatun Sultan II. Murad Han
2- Mâl Hatun Sultan Orhan Gazi
3- Nilüfer Hatun Sultan I. Murad Han
4- Gülçiçek Hatun Sultan Yıldırım Bayezid Han
5- Devlet Hatun Çelebi Sultan Mehmed Han
6- Emine Hatun Sultan II. Murad Han
7- Hümâ Hatun Fatih Sultan Mehmed Han
8- Gülbahar Hatun Sultan II. Bayezid Han
9- Ayşe Gülbahar Hatun Yavuz Sultan Selim Han
10- Ayşe Hafsâ Sultan Kanuni Sultan Süleyman Han
11- Hurrem Haseki Sultan Sultan II. Selim Han
12- Nurbânu Valide Sultan Sultan III. Murad Han
13- Safiye Valide Sultan Sultan III. Mehmed Han
14- Handan Valide Sultan Sultan I. Ahmed Han
15- İsmi Bilinmeyen Valide Sultan I. Mustafa Han
16- Hadîce Mahfirûz Valide Sultan Sultan II. Osman Han
17- Mahpeyker Valide Sultan Sultan IV. Murad Han
Sultan İbrahim Han
18- Hadice Terhan Valide Sultan Sultan IV. Mehmed Han
19- Saliha Dilâsûb Valide Sultan Sultan II. Süleyman Han
20- Hadice Muazzez Sultan Sultan II. Ahmed Han
21- Mehpare Emetullah Rabiâ Gülnuş Sultan II. Mustafa Han
Sultan III. Ahmed Han
22- Saliha Sebkatî Valide Sultan Sultan I. Mahmud han
23- Şehsuvar Valide Sultan Sultan III. Osman Han
24- Mihrişah Emine Sultan Sultan III. Mustafa Han
25- Rabiâ Şermi Sultan Sultan I. Abdulhamid Han
26- Mihrişah Valide Sultan Sultan III. Selim Han
27- Ayşe Sîneperver Valide Sultan Sultan IV. Mustafa Han
28- Nakşıdil Valide Sultan Sultan II. Mehmed Han
29- Bezmialem Valide Sultan Sultan Abdülmecid Han
30- Pertevniyel Valide Sultan Sultan Abdülaziz Han
31- Sevkefzâ Valide Sultan Sultan V. Murad Han
32- Tirimüjgan Sultan Sultan II. Abdülhamid Han
33- Gülcemâl Sultan Sultan Mehmed Reşat Han
34- Fâtıma Gülistû Sultan Sultan Mehmed Vahîdeddin Han
8- Gülbahar Hatun Sultan II. Bayezid Han
9- Ayşe Gülbahar Hatun Yavuz Sultan Selim Han
10- Ayşe Hafsâ Sultan Kanuni Sultan Süleyman Han
11- Hurrem Haseki Sultan Sultan II. Selim Han
12- Nurbânu Valide Sultan Sultan III. Murad Han
13- Safiye Valide Sultan Sultan III. Mehmed Han
14- Handan Valide Sultan Sultan I. Ahmed Han
15- İsmi Bilinmeyen Valide Sultan I. Mustafa Han
16- Hadîce Mahfirûz Valide Sultan Sultan II. Osman Han
17- Mahpeyker Valide Sultan Sultan IV. Murad Han
Sultan İbrahim Han
18- Hadice Terhan Valide Sultan Sultan IV. Mehmed Han
19- Saliha Dilâsûb Valide Sultan Sultan II. Süleyman Han
20- Hadice Muazzez Sultan Sultan II. Ahmed Han
21- Mehpare Emetullah Rabiâ Gülnuş Sultan II. Mustafa Han
Sultan III. Ahmed Han
22- Saliha Sebkatî Valide Sultan Sultan I. Mahmud han
23- Şehsuvar Valide Sultan Sultan III. Osman Han
24- Mihrişah Emine Sultan Sultan III. Mustafa Han
25- Rabiâ Şermi Sultan Sultan I. Abdulhamid Han
26- Mihrişah Valide Sultan Sultan III. Selim Han
27- Ayşe Sîneperver Valide Sultan Sultan IV. Mustafa Han
28- Nakşıdil Valide Sultan Sultan II. Mehmed Han
29- Bezmialem Valide Sultan Sultan Abdülmecid Han
30- Pertevniyel Valide Sultan Sultan Abdülaziz Han
31- Sevkefzâ Valide Sultan Sultan V. Murad Han
32- Tirimüjgan Sultan Sultan II. Abdülhamid Han
33- Gülcemâl Sultan Sultan Mehmed Reşat Han
34- Fâtıma Gülistû Sultan Sultan Mehmed Vahîdeddin Han
Perestu Valide Sultan
Sultan Abdülmecid Han’ın hanımı, Sultan Abdülhamid Han’ın annesiTirimüjgan Sultan genç yaşta veremden vefat edince , Sultan AbdülmecidHan’ın hanımı Perestû Valide Sultan II. Abdülhamid Han’a annelik yapmıştır.
II. Abdülhamid Han tahta çıkınca Perestu Valide Sultana gidip “Siz annessizliğimi bana bir gün hissettirmediniz. Nazarımda öz annemden farksınız yoktur ve mevkiniz Valide Sultan mevkiidir…” deyip Topkapı sarayına getirmiştir.
Sultan Aziz’in kendsine ihsan ettiği Maçka’daki evine gitmek istediğinde Abdülhamid Han izin vermeyip yanında bulunmasını istermiş.
Ancak Perestû Kadınefendi evni çok sevdiğinden gizlice gidermiş. Yine gizlice gittiği bir gün Maçka’dak evinde vefat etmiş.
Valide Sultan: Oğlu Padişah olan kadınlara verilen isim.
II. Abdülhamid Han tahta çıkınca Perestu Valide Sultana gidip “Siz annessizliğimi bana bir gün hissettirmediniz. Nazarımda öz annemden farksınız yoktur ve mevkiniz Valide Sultan mevkiidir…” deyip Topkapı sarayına getirmiştir.
Sultan Aziz’in kendsine ihsan ettiği Maçka’daki evine gitmek istediğinde Abdülhamid Han izin vermeyip yanında bulunmasını istermiş.
Ancak Perestû Kadınefendi evni çok sevdiğinden gizlice gidermiş. Yine gizlice gittiği bir gün Maçka’dak evinde vefat etmiş.
Valide Sultan: Oğlu Padişah olan kadınlara verilen isim.
II. Abdulhamid Han'ın Hafızası
Sultan, 19'uncu Asrın son yıllarında kabul ettiği bir sefire soruyor:
-Ekselans sizi gözüm ısırıyor! Acaba nereden görmüş olabilirim?
-Görmüş olabileceğinizi zannetmiyorum, haşmetmeâb; belki yarım asırdan beri memleketinize ayak basmış değilim!..
-Demek yarım asır kadar evvel buradaydınız!..
-Evet, haşmetmeâb; muhterem pederiniz Abdülmecîd Hân devrinde babam sefarethanenin birinci katibiydi. Bir gün elçilik heyetiyle beraber huzur-u şahaneye kabul edildiğimiz zaman ben de babamın yanındaydım ve 9 yaşlarında bir çocuktum
-Tamam! Ben de o zaman 10 yaşlarında var – yoktum ve kafes arkasından elçilik heyetini seyrediyordum. Demek sizi o zamandan hatırlıyorum!..
9 yaşlarında bir çocuğu, aradan 50 yıl geçtikten sonra, kendisi de aşağı yukarı aynı yaşta olarak tanıyabilmenin ifade ettiği hafıza kuvvetine denk ikinci bir misal bulunamaz kanaatindeyiz.
Necip Fazıl Kısakürek/Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han
s.365
-Ekselans sizi gözüm ısırıyor! Acaba nereden görmüş olabilirim?
-Görmüş olabileceğinizi zannetmiyorum, haşmetmeâb; belki yarım asırdan beri memleketinize ayak basmış değilim!..
-Demek yarım asır kadar evvel buradaydınız!..
-Evet, haşmetmeâb; muhterem pederiniz Abdülmecîd Hân devrinde babam sefarethanenin birinci katibiydi. Bir gün elçilik heyetiyle beraber huzur-u şahaneye kabul edildiğimiz zaman ben de babamın yanındaydım ve 9 yaşlarında bir çocuktum
-Tamam! Ben de o zaman 10 yaşlarında var – yoktum ve kafes arkasından elçilik heyetini seyrediyordum. Demek sizi o zamandan hatırlıyorum!..
9 yaşlarında bir çocuğu, aradan 50 yıl geçtikten sonra, kendisi de aşağı yukarı aynı yaşta olarak tanıyabilmenin ifade ettiği hafıza kuvvetine denk ikinci bir misal bulunamaz kanaatindeyiz.
Necip Fazıl Kısakürek/Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han
s.365
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)