Meclis’in 23 Nisan’daki açılışının üzerinden henüz 5 ay bile geçmemiştir. Başkanlık koltuğunda ulemadan Konyalı Vehbi Efendi oturmaktadır, kürsüde ise 3 yıl sonra Topal Osman tarafından öldürülecek olan Ali Şükrü Bey hararetli nutuklara kaptırmıştır kendini…
Ali Şükrü, İslam’ın içkiyi bir ahlak ve fazilet müeyyidesi olarak yasakladığını ve ülkeyi felaketten kurtarmak için bu kanunun Meclis’ten geçmesi gerektiğini savunmaktadır. Sadece içkinin alenen alınır satılır olması değil,ülkenin gelirinin Gayri Müslimlerin cebine gitmekte oluşu da endişelendirmektedir onu. “Trabzon’da 4 Rum meyhanesi vardı.” der ve ekler acı bir dille: “Şimdi sayıları 73 oldu. Bir avuç Pontusçu rakı yapıp memleketi soyuyor, bu paralar Yunanistan’a kaçırılıyor… Rakı uğruna emlak ve akarlar bizden Rumlara, Ermenilere geçiyor. Maliye Vekili(Bakanı) tapu kayıtlarını tetkik etsin.”
…
Velhasıl, içki içenlere ve satanlara kaç sopa vurulacağı konusundaki müzkereleri, yasağın Müslüman olmayanları kapsayıp kapsamayacağı tartışması izler ve teklif, 14 Eylül’de nihai şeklini alır. Buna göre her türlü alkollü içki üretimi, ithali, satın alınması ve kullanılması yasaklanıyor, alenen içenler veya gizlice içip de sarhoşluğu belli olanların 50 liradan 200 liraya kadar para cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacakları hükme bağlanıyordu. Memurlar içki içerlerse hem cezalandırılacaklar, hem de memuriyetlerinden olacaklardı; üstelik bu hükümler temyiz de edilemeyecekti…
Mustafa Armağan / Küller Altında Yakın Tarih S.251-253
Armağan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Armağan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Şubat 2012 Salı
31 Aralık 2011 Cumartesi
Atatürk 23 Nisan’ı Çocuklara Armağan Etti mi?
İlk 23 Nisan ‘Çocuk Bayramı’ 1929′da, bugünkü adıyla Çocuk Esirgeme Kurumu’nun Genel Merkezi’nde başlayan törenlerle kutlanmış, kurumun başkanı Doktor Fuat (Umay)’a tebrikler iletilmiş, devlet erkanı (örneğin başvekil İsmet İnönü, bir sepet içinde çocuklara şeker dağıtmıştır.) Meclis başkanı törenlere ve ardından ‘çocuk baloları’na katılmışlardır.
Ne var ki belgeler bize Atatürk’ün bu bayramın ne kutlanmaya başlanmasında, ne de gelenekselleştirilmesinde ve milli bayram yapılmasında herhangi bir dahilinin bulunmadığını gösteriyor. Hatta onun 1929′dan ölümüne kadar ki süreçte sadece “iki defa” çocuk balolarına katıldığını öğrenmemize rağmen, ne bayramla ilgili demecine, ne de herhangi bir nutkuna rastlanmamaktadır; zira bu bayram, doğrudan Cumhurbaşkanı’nı değil, Meclis Başkanı’nı ilgilendirmektedir. Tebrikler de o zamanki Meclis Başkanı Kazım (Özalp) Paşa tarafından kabul edilmektedir tabiatıyla.
Velhasıl 23 Nisan’ı Atatürk (şimdilerde yaygınlaşan deyişle) ‘dünya çocukları’na armağan ettiği söylemi de bir efsaneden ibarettir. Törenlerine katılmadığı bayramı nasıl hediye edecekti ki zaten?
Mustafa Armağan / Küller Altında Yakın Tarih S.87
Ne var ki belgeler bize Atatürk’ün bu bayramın ne kutlanmaya başlanmasında, ne de gelenekselleştirilmesinde ve milli bayram yapılmasında herhangi bir dahilinin bulunmadığını gösteriyor. Hatta onun 1929′dan ölümüne kadar ki süreçte sadece “iki defa” çocuk balolarına katıldığını öğrenmemize rağmen, ne bayramla ilgili demecine, ne de herhangi bir nutkuna rastlanmamaktadır; zira bu bayram, doğrudan Cumhurbaşkanı’nı değil, Meclis Başkanı’nı ilgilendirmektedir. Tebrikler de o zamanki Meclis Başkanı Kazım (Özalp) Paşa tarafından kabul edilmektedir tabiatıyla.
Velhasıl 23 Nisan’ı Atatürk (şimdilerde yaygınlaşan deyişle) ‘dünya çocukları’na armağan ettiği söylemi de bir efsaneden ibarettir. Törenlerine katılmadığı bayramı nasıl hediye edecekti ki zaten?
Mustafa Armağan / Küller Altında Yakın Tarih S.87
26 Aralık 2011 Pazartesi
Yasaklı Metin Nutuk
Nutuk, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal tarafından Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 2. kongresinde (1.’si Sivas Kongresi kabul edilir), 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde okunmuş; okuma işlemi, toplam 36 saat 31 dakika sürmüş ve kongre tatafından tamamen tasdik edilmiştir. Yani nutuk, Cumhuriyet rejiminin ve onun partisi olan CHP’nin esas metni addedilmiştir. Gelin görün ki, gelin görün ki okunmasının üzerinden neredeyse 80 yıl geçtiği halde bu temel metin hala yanlışsız ve eksiksiz bir şekilde neşredilebilmiş değildir. Çünkü nutuk, talihsiz bir dönemde yani harf devriminden bir yıl önce basılmıştır. Bir başka deyişle eski harfledir ilk baskısı. Harf devrimi yapılınca, ironik bir şekil de Nutuk da sakıncalı ve yasaklı (evet yasaklı!) bir metin konumuna düşüvermiştir.Ve Cumhuriyet nesli Nutuk’u okuyabilmek bahtiyarlığına ancak 6 yıl sonra erişebilecektir.
Fakat 1934′te 3 cilt halinde yapılan Latin harfli ilk neşir, eski eski harflerden yeni harflere aktarılırken yapılan yanlışlıklarla malul olarak çıkar ne yazık ki…
…Türk Dil Kurumu bir heyet kurarak bu işe girişmiş ve 1963′de ilk defa Öz türkçeleştirilmiş bir Nutuk metni yayımlamıştır.
Ne var ki, bu Nutuk veya Söylev’ler 1927′deki Arap harfli neşri değil de, hatalı olan 1934 tarihli Latin harfli neşrini esas aldığından yanlışlar müteselsilen devam etmiş ve ehliyetsiz sadeleştirmelerle metin iyice içinden çıkılamaz bir hale gelmiştir.
Mustafa Armağan / Küller Altında Yakın Tarih S.52-54
Fakat 1934′te 3 cilt halinde yapılan Latin harfli ilk neşir, eski eski harflerden yeni harflere aktarılırken yapılan yanlışlıklarla malul olarak çıkar ne yazık ki…
…Türk Dil Kurumu bir heyet kurarak bu işe girişmiş ve 1963′de ilk defa Öz türkçeleştirilmiş bir Nutuk metni yayımlamıştır.
Ne var ki, bu Nutuk veya Söylev’ler 1927′deki Arap harfli neşri değil de, hatalı olan 1934 tarihli Latin harfli neşrini esas aldığından yanlışlar müteselsilen devam etmiş ve ehliyetsiz sadeleştirmelerle metin iyice içinden çıkılamaz bir hale gelmiştir.
Mustafa Armağan / Küller Altında Yakın Tarih S.52-54
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)