Gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2012 Salı

Bir güzel görmedim, cânâna benzer!

Hayâlin önümde, parlak ay gibi, zulmeti gideren mehtâba benzer,
bu âlem görünür bir serây gibi, ışık olmayınca, zindâna benzer!

Bu sesler yabancı, özler yabancı, bakışlar yabancı, gözler yabancı;
dudaklar gülse de, ma’nâ yabancı, gördüğüm rü’yâlar, bir zanna benzer!

Güllerin başkadır, ateşin başka, aşkınla tutuşan, bülbülün başka;
şu elin güzeli değmiyor aşka, bir güzel görmedim, cânâna benzer!

Bakdıkca yakından güneş yüzüne, dahâ çok inandım tatlı sözüne,
şifâsın, rûhumun üzüntüsüne, sohbetin her derde dermâna benzer!

Ayrılık yakıyor gece ve gündüz, geceden karanlık oluyor gündüz,
bu yıl da gurbetde geçen ömrümüz, cefâsı bitmiyen, devrâna benzer!

M. Sıddık Gümüş / Tam İlmihal Seadeti Ebediyye S.585

25 Aralık 2011 Pazar

Osmanlı Nasıl Severdi?

Lady Montaguen İngiltere’den arkadaşına mektup:

16.Mart.1718
“Nihayet bana yerine getirebileceğim bir görev verdiniz. Fakat bunun sandığınız kadar kolay bir iş olmadığını da söylemeliyim. Eğer başka yabancılara nisbetle daha meraklı olmasaydım yine reddetmek zorunda kalacaktım. İstediğiniz ‘aşk mektubunu’ elde ettim. Küçük br kutu içindedir. Onu size, bu mektubumla birlikte gelecek olan Symriniote gemisinin kaptanına veriyorum. Tercümesi de aşağıdadır.

Torbadan çekeceğiniz ilk parça küçük br inci olacaktır. Bunu şu şekilde manalandırın: İnci, sensin güzellerin genci…”

Lady bundan sonra sevgiliye gönderilen objelerin ne manaya geldiğini sıralar:

Pul, Derdime derman bul.
Kağat(Kâğıt), bayılırım saat saat.
Sabun, derdinden oldum zebun.
Gül, ben ağlarım, sen gül.
Çuha, üstüne bulunmaz baha.
Tarçın, sen gel, ben çekeyim senin harcın.
Sırma, gözünü benden ayırma.
Saç, başımasın taç.
Tel, ölüyorum tez gel.

ve devam ediyor “görüyorsunuz bunlar şirler şeklinde… Türklerde böyle bir milyondan fazla mısra var. Bir renk, bir çiçek, bir ot, bir meyva, bir taş parçası, bir tüy yoktur ki, kendine has bir anlamı ve mısrası olmasın.

Geçmişe Mazi Derler/Ahmet Sarbay
S.87