Tayland'daki Osmanlı armasının sırrı
Güney Asya'daki Siam ülkesi Tayland ile Singapur'da İslamiyet yoğun olarak yaşanırken, her iki ülkedeki eserlerde Osmanlı'nın izleri bulunuyor.
PEKİN - Ali İhsan Çam
Dünyada adı İslamiyet'le pek anılmayan ancak İslamiyet'in yoğun olarak yaşandığı ülkelerden biri de Güney Asya'daki Siam ülkesi Tayland.
Dünya'nın turizm merkezlerinden olan ve bu anlamda adından sık sık söz edilen Budist krallığı Tayland'da 8 milyon Müslüman bulunuyor ve Budizmin ardından ikinci büyük din İslamiyet.
Müslümanlar ülkenin güneyindeki Fettani, Cala, Narbitos ve Stul vilayetlerinde yoğunlaşmış olsa da başta başkent Bangkok olmak üzere birçok kentte Budistlerle birlikte yaşıyor.
Tayland'da Müslümanların okul açma, cami yaptırma, fakir Müslüman ailelere yardım ve gençlerin eğitimi gibi çalışmalar ülkedeki tek dini otorite olan "Şeyhülislamlık makamı" üzerinden yürütülüyor.
Ülkede 4 binden fazla cami olduğu belirtilirken, İslami eğitim veren 500 civarında okul olduğu ve bu okulların birçoğunun medrese şeklinde eğitim verdiği kaydediliyor.
İsterlerse dini kanunlar uygulanıyor
Tayland'da Müslümanlara istedikleri hallerde İslami kanunlar uygulanıyor ve Müslümanlar kamusal alanda sınırlı olarak kullanılsa da bazı medeni ve resmi işlemlerini dini kanunlara göre uygulama hakkına sahip.
Tayland’da bulunan ve helal damgası kullanmak isteyen tüm firmaların ürünleri ve içerikli laboratuarlarda Müslümanlar tarafından incelendikten sonra helal damgası alabiliyor.
Ülke medyası genel olarak Budistlerin elinde ancak, başkent Bangkok’ta Müslümanlar için 9 televizyon kanalı bulunuyor. Bu kanallar İslami içerikli yayınlar yapıyor.
Osmanlı armalı cami
Tayland'da diğer Asya ülkelerine nazaran doğrudan bir Osmanlı etkisi görülmese de Bangkok'ta bulunan Bang Uthit Camisi'nin girişinde dev bir Osmanlı arması bulunuyor.
Bangkok'ta irili ufaklı 200 civarında cami ve mescit bulunduğu söyleniyor ve kentteki en eski camilerden olan Bang Uhdit Camisi'nin girişindeki "Devlet-i Aliyye" arması dikkatli incelendiğinde Sultan II. Abdülhamid'in tuğrası dikkati çekiyor.
Osmanlının son dönemine denk gelen ve Sultan Abdülhamid'in tahtından indirilmesinden 7 sene sonra inşa edilen bu armanın da ilginç bir hikayesi var.
Sultan II. Abdülhamid'in uyguladığı İttihad-ı İslam siyaseti çerçevesinde o dönem tüm dünyadaki Müslümanlar gibi Tayland'daki Müslümanlar da İslam halifesinden haberdar olmuş ve hilafete bağlılıklarını ifade etmişler.
Cami cemaati ve çevredeki Müslümanlar o dönem Siam Krallığı'nın Müslümanları olarak İslam'a ve hilafete bağlılıklarını yinelemek için Sultan ve Halife II. Abdülhamid'den bir nişane talep etmiş.
Talebin ardından Osmanlı'nın Siam Krallığı'na Devlet-i Aliyye kendilerine numune olacak bir arma göndermiş.
Müslüman toplumu da camilerin kapılarının üzerine bu armanın aynısını işleyerek Hilafet merkezine bağlılıklarını ifade etmek istemiş.
Hilafet'in kaldırılmasının ardından ülkede bu uygulamaya son verildiği anlatılıyor ancak Bang Uhdit Camisi'ndeki "Osmanlı nişanesi" tüm ihtişamıyla günümüzde hala muhafaza ediliyor.
Singapur'da İslamiyet
Türkiye'den binlerce kilometre uzaklıktaki küçük bir ülke olan Singapur'da İslamiyet ülkenin ana unsurlarından.
Singapur'da her millet kendine has bölge ve mahalleler kurmuş. Ancak bunların arasında en dikkat çekeni şehrin merkezindeki Müslüman bölgesi ve ülkenin en eski camisi Sultan Camisi.
Sultan Camisi'nde ezan sesli olarak okunuyor ve binlerce Müslüman bu bölgedeki sosyal alanlar ve tesislerde vakit geçiriyor.
Müslümanlar kendilerine ait eğitim sistemi ve teşkilatlarıyla birbirlerine bağlı bir topluluk olarak dikkati çekiyor.
Singapur'daki Müslümanların genel nüfusa oranının yüzde 15 olduğu ifade edilirken, Müslümanlar hem sosyal hayatta hem de kamusal alanda ülkedeki en etkin topluluklardan.
A.A
Mekanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mekanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ağustos 2012 Salı
25 Aralık 2011 Pazar
Ravzay-ı Mutahhara
Şu an Rasulün üstünü örten o yeşil kubbe, kubbe-i hadra’da tesadüfsüz alemde bize yaptırılmış.II.Mahmud Ravza yapılırken, yapan işçilerin hafızlardan seçilmesini istemiş.Ravzada çalışırken dünya kelamı konuşmamış işçiler. Birbirlerinden bir şey isterken sözleri Subhanallah veya Allahuekber olur, işin kalan kısımını işaret ve mimiklerle hallederlermiş. Dünyada bir eşi daha bulunmayan, sadece Ravza için özel olarak yapılmış, çinilerle süslü muhteşem mescidin mimari açıdan tek bir kusuru(!) var, biliyor musunuz? Yanındaki küçük minaresi yamuk! Yani dümdüz göğe yükselmiyor. Olur mu demeyin , gittiğinizde bakın. Hem de dışa doğru. Ben,zamanla bu eğimin oluştuğunu düşünürken , asıl sebebini bir televizyon programından öğrendim. Efendim minareyi yapanlar şöyle düşünmüşler:
Eğer bir gün Medine’de deprem olursa, sa…
O depremde minare yıkılırsa, sa,sa…
Amann , minare Rasulullah’ın üstüne düşmesin…
Eğer bir gün Medine’de deprem olursa, sa…
O depremde minare yıkılırsa, sa,sa…
Amann , minare Rasulullah’ın üstüne düşmesin…
Oya KAYCIOĞLU
Japonya'nın Sırrı
Japonya’da yağış mikdarının yüksek olması sayesinde ormanlar ağaç kesimlerinden sonra kendilerini hızla yenilerler. Binlerce yıldır yoğun insan kalabalıklarının yaşadıpı bir yer olmasına karşın, Japonya’yı gören herkesi şaşırtan şey yeşilliğidir. Çünkü topraklarının %70′i hala ormanlarla kaplıdır.
Japonya'da Arkeoloji
Japonya’da kazılarda bulunanlar ne kadar eski olursa olsun, bugünkü Japonların ataları tarafından bırakılmış emanetler olduğuna inanılır. Halk arkeolojiye dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar ilgilidir. Her yıl Japonlar 10.000′den fazla kazı yaparlar. Çalışan işçiler 50.000′i bulur. Kazı haberler televizyonlarda ve büyük gazetelerin 1.sayfalarında her gün yer alır.
Japonya’nın en önemli arkeolojik anıtları olan M.S. 300 ile 686 yılları arasında inşa edilmiş, geçmişteki imparatorlardan ve onların ailelerinden kalan emanetleri barındırdıkları düşünülen dev büyüklükde 158 kofun (tümülüs) mezar bugün hala imparatorluk ailesinin mülküdür. Mezarlarda kazı yapmak yasakdır. Çünkü bu kutsal olana saygısızlık anlamına gelir.
Japonya’daki “burun mezarlarında” bugün hala 16. yüzyılda Kore’de Japon işgali sırasında 20.000 Koreli’nin savaş ganimeti olarak kesilen ve Japonya’ya getirilen burunları bulunmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)