Benden sana evlat vasiyetidir; baba, anneme iyi bak!
Akşam en heyecanıyla televizyon izlerken, sen anneme bak.
Yaşanmışlıklarını göreceksin çocuksu bakışlarında;
Yaşattıklarını, yaşatamadıklarını, sana adanmış koskocaman bir ömrü göreceksin bakışlarında.
Akşamları geç geldiğinde yiyemediği lokmaları göreceksin, boğazına dizilen.
Sen kızmayasın diye, uyurken komşulara gidişlerini, bizim ağzımızı kapatmalarını, yüreğinin ağzına geldiği zamanları göreceksin.
Baba, anneme iyi bak…
- ' Hanım ben gidiyorum ' dediğinde, sen merdivenleri inene kadar ardından bakan insana bir kez durup, merdivenin 5. basamağında, sen bak!
Gözlerinde sen daha gitmeden seni özleyen bir kadın göreceksin.
Sokakta gördüğün arkadaşının sıktığın eli gibi bir kez olsun sarıl ona.
Sıkıca!
Sevgiyle!
Saatlerini harcadığın kahve sandalyesinde, yudumlarken bardağından çayını; hiç birinin tadının annemin çayının tadına benzemediğini fark ederek; evde, senin için yemek yapmanın telaşında olan o kadını düşün.
Koyarak üç beş kuruş yarım bıraktığın bardağın yanına, en hızlı adımlarınla koş baba.
Seni terk eden annen gibi,
Ardından bıçaklayan dostların gibi,
Senin kıymetini bilmeyen evlatların gibi değil;
Ne zaman düşsen, canın acımasın diye düştüğün yere çimen olan,
Her bayramda senin elini ‘’evimin direği ‘’ diyerek öpen o kadına iyi bak baba.
Ne kadar usulca çıksan da merdivenleri
Senin geldiğini daha ilk basamakta anlayan kadına,
Yüzün asıksa, mutfağında sessizce ağlayan ama sana soğanın ne kadar acı olduğunu söyleyen kadına,
Sen hastaneye yattığında; ağlarken uyuyan, uyanınca ağlayan; ' bu ev çok büyük geldi bana ' diyen anama iyi bak baba.
Sarıl boynuna.
Tut ellerinden, öpüver.
Ve deki ona;
' Siyah saçlarımın terk ettiği yıllarımdan geriye, bir sen kaldın ve ben bir tek sana kaldım.! '
Anama iyi bak baba.
Onun gözlerinde sana adanmış koskocaman bir ömür göreceksin ! .
Anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Şubat 2013 Cuma
25 Aralık 2011 Pazar
Yoksulluğun Sebepleri
Hadîs-i şerîfde şöyle gelmişdir: (İnsana yoksulluk, yirmidört şeyden gelir:
1- Zarûret olmadan ayakda bevl etmek.
2- Cünüb olarak ta’âm yimek.
3- Ekmek ufağını, hor görüp basmak.
4- Soğan ve sarmısak kabuklarını ateşe atmak.
5- Büyüklerin önünde yürümek.
6- Babasını ve anasını adıyla çagırmak.
7- Agaç ve süpürge çöpü ile dişini karışdırmak.
8- Elini balçıkla yıkamak.
9- Eşik üzerine oturmak.
10- Bevl etdiği yerde, abdest almak.
11- Çanağı ve çömleği, yıkamadan ta’âm koymak.
12- Esvâbını üstünde dikmek.
13- Aç iken soğan yimek.
14- Yüzünü eteği ile silmek.
15- Evinde örümcek bırakmak.
16- Sabâh nemâzını kılınca mescidden acele çıkmak.
17- Pazara, erken gidip, geç dönmek.
18- Yoksul kimseden ekmek satın almak.
19- Babaya ve anaya, kötü düâda bulunmak.
20- Çıplak yatmak.
21- Kap kaçağı, örtüsüz bırakmak.
22- Çırağı, mumu üfleyerek söndürmek.
23- Her şeyi, bismillah demeden işlemek.
24- Şalvarını ayakda giymek.)
İslam Ahlakı S.283
1- Zarûret olmadan ayakda bevl etmek.
2- Cünüb olarak ta’âm yimek.
3- Ekmek ufağını, hor görüp basmak.
4- Soğan ve sarmısak kabuklarını ateşe atmak.
5- Büyüklerin önünde yürümek.
6- Babasını ve anasını adıyla çagırmak.
7- Agaç ve süpürge çöpü ile dişini karışdırmak.
8- Elini balçıkla yıkamak.
9- Eşik üzerine oturmak.
10- Bevl etdiği yerde, abdest almak.
11- Çanağı ve çömleği, yıkamadan ta’âm koymak.
12- Esvâbını üstünde dikmek.
13- Aç iken soğan yimek.
14- Yüzünü eteği ile silmek.
15- Evinde örümcek bırakmak.
16- Sabâh nemâzını kılınca mescidden acele çıkmak.
17- Pazara, erken gidip, geç dönmek.
18- Yoksul kimseden ekmek satın almak.
19- Babaya ve anaya, kötü düâda bulunmak.
20- Çıplak yatmak.
21- Kap kaçağı, örtüsüz bırakmak.
22- Çırağı, mumu üfleyerek söndürmek.
23- Her şeyi, bismillah demeden işlemek.
24- Şalvarını ayakda giymek.)
İslam Ahlakı S.283
Çok Güzel Müjdeler
Evliyânın büyüklerinden Hasan-ı Basrî hazretleri anlatır: Mûsâ aleyhisselâm Cenâb-ı Hakka sordu:
– Yâ Rabbî, hastaları ziyâret edenlere ne gibi ecirler verirsin?
Allahü teâlâ buyurdu:
- Analarından doğdukları günkü gibi günâhsız hâle getiririm.
Mûsâ aleyhisselâm sordu:
- Cenâzeleri teşyî edenlere ne gibi ecirler verirsin?
Allahü teâlâ buyurdu:
- Onlar öldüğü zaman cenâzelerine katılmak üzere melekler gönderirim. Önce kabre kadar onu teşyî ederler. Yanında bulunup onu uğurlarlar. Daha sonra kıyâmet günü de mahşer yerine teşyî ederler.
Mûsâ aleyhisselâm sordu:
- Musîbetlere düçâr olanlara tâziyede bulunanlar için ne gibi ecirler verirsin?
Allahü teâlâ buyurdu:
- Hiçbir himâyenin bulunmadığı ve ancak benim himâyemin bulunduğu kıyâmet günü, onları himâyeme alırım.
Allahü teâlâ buyurdu:
- Analarından doğdukları günkü gibi günâhsız hâle getiririm.
Mûsâ aleyhisselâm sordu:
- Cenâzeleri teşyî edenlere ne gibi ecirler verirsin?
Allahü teâlâ buyurdu:
- Onlar öldüğü zaman cenâzelerine katılmak üzere melekler gönderirim. Önce kabre kadar onu teşyî ederler. Yanında bulunup onu uğurlarlar. Daha sonra kıyâmet günü de mahşer yerine teşyî ederler.
Mûsâ aleyhisselâm sordu:
- Musîbetlere düçâr olanlara tâziyede bulunanlar için ne gibi ecirler verirsin?
Allahü teâlâ buyurdu:
- Hiçbir himâyenin bulunmadığı ve ancak benim himâyemin bulunduğu kıyâmet günü, onları himâyeme alırım.
Valide Sultan İsimlerinin Manaları
Hayme: Koruyup Kollayan
Halîme: Huyu yumuşak, sert ve hiddetli olmayan
Mâl,Mâlhun: Al yanaklı
Nilüfer: Geniş yapraklı, durgun sularda yetişen bir su bitkisi
Gülçiçek: Gül gibi taze, çiçek tazeliği taşıyan
Devlet: Kuvvet, nüfus, servet, baht
Emine: Güvenilir, inanılır, emniyetli
Hadice: Önce doğan kız çocuğu
Hümâ: Güvercin büyüklüğünde, zümrüt yeşili renkli, üzerinden geçtiği kişilere zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan kuş, devlet kuşu
Gülbahar: Bahar gülü
Ayşe: Hayat, dirilik, bolluk içinde rahat yaşayan, nasipli, rızıklı
Hafsa: Dişi arslan yavrusu, toplayan, birleştiren
Hürrem: Gönül açıcı, sevinçli, taze, şen, güler yüzlü
Nurbânu: Nurlu hanım
Safiye: Katıksız, duru, temiz, saf
Handan: Gülen, güleç, şen
Mahfirûz: Parlak ay
Mahpeyker: Ay yüzlü, parlak, güzel ve nur yüzlü
Terhan: Soylu,seçkin
Saliha: Dinine bağlı, faziletli
Dilâşûb: Gönül karıştıran
Muazzez: Saygı duyulan, saygı ile karşılanan, izzetli
Mehpâre: Ay parçası, güzel
Emetullah: Allah’ın kulu, kölesi
Râbia: Dördüncü
Gülnûş: Gül içen
Sebkatî: Geçen, ilerleyen
Şehsuvar: Usta ve cesur binici, önde giden
Mihrişah: Şahın güneşi, sevgilisi
Şermî: Utangaç, mahcup
Sineperver: Gönül seven
Nakşıdil: Gönül süsü
Bezmialem: Herkesi neşelendiren
Pertevniyâl: Işık fidanı
Şevkefzâ: Şevklendiren, neşeartıran
Tirimüjgan: Ok kirpikli
Rahîme: Merhametli
Perestû: Çok sevilen, kırlangıç (piristû)
Gülcemâl: Gül gibi, gül yüzlü
Fâtıma: Sütten çeşme, kendisi ve nesli cehennem ateşinden kesilmiş
Gülistû: Güllük, gül bahçesi (gülistân)
Gıybet
Eğer gıybet etseydim, anamı, babamı gıybet ederdim. Çünkü sevâblarımın onlara verilmesi daha hayırlı olur. Abdullah bin Mübârek.
Evliyalar Ansiklopedisi
S. 162
Evliyalar Ansiklopedisi
S. 162
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)